Otomotiv ihracını beş il sırtladı

 

Geçen yılı 31,6 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek ihracat rakamıyla kapatan Türk otomotiv sektörünü, milyar doların üzerinde dış satıma imza atan İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya ve Ankara sırtladı.

TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, 2017’yi 28,5 milyar dolarlık ihracatla kapatan otomotiv sektörü, geçen yıl yüzde 11’lik artışla 31,6 milyar dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek dış satımını gerçekleştirdi.

Geçen yıl 207 ülke, serbest bölge ve özerk bölgeye ihracat yapan sektör, yıl bazında ihracatta üst üste 13’üncü kez birinci oldu.

Türk otomotiv sektöründe milyar dolarlık ihracat yapan il sayısı 4’ten 5’e yükselirken, geçen yıl yapılan 31,6 milyar dolarlık ihracatın yüzde 92’si İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Ankara’dan gerçekleştirildi.

BİRİNCİLİK BURSA’DAN İSTANBUL’A GEÇTİ

İstanbul’dan geçen yıl yapılan otomotiv ihracatı 2017’ye göre yüzde 46’lık artışla 5 milyar 745 milyondan 8 milyar 389 milyon dolara ulaştı. İstanbul, bu ihracat rakamıyla otomotiv sektöründe en fazla dış satım gerçekleştiren il oldu.

İhracatta ikinci sırada yer alan ve “Otomotiv sektörünün kalbi” olarak nitelendirilen Bursa’nın dış satımı, bir önceki yıla göre yüzde 17,6 düşerek 8 milyar 862 milyondan 7 milyar 295 milyon dolara geriledi.

Kocaeli’nin geçen yılki ihracatı da 2017’ye göre yüzde 19,6 arttı. 2017’de 5 milyar 668 milyon USD ihracat yapan Kocaeli, dış satımını geçen yıl 6 milyar 780 milyon dolara yükseltti.

Sakarya’dan yapılan ihracat ise bir önceki yıla göre yüzde 6,6 artarak 4 milyar 867 milyon dolardan 5 milyar 187 milyon dolara çıktı.

ANKARA, İHRACATTA MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI
Otomotiv ihracatında 5. sırada yer alan Ankara’dan geçen yıl yapılan dış satım ise 2017’ye göre yüzde 27 artış gösterdi.  Başkentten önceki yıl 906 milyon dolar olan ihracat, geçen yıl itibarıyla 1 milyar 152 milyon dolara yükseldi.

Türkiye otomotiv sektöründe İzmir, Manisa, Konya, Kırşehir, Adana, Çankırı, Hatay ve Tekirdağ ise 100 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştiren iller oldu.

 

Dikişli karbon çelik boru icin Kanada Anti-Damping Soruşturması Sonuclari

Kanada tarafından ülkemizin yanı sıra Filipinler, Pakistan ve Vietnam menşeli “dikişli karbon çelik boru” (7306.30 gümrük tarife istatistik pozisyonunda yer alan) ithalatına karşı bir anti-damping soruşturması başlatılmıştı.

Kanada Sınır Hizmetleri Kurumu’nun (CBSA) nihai kararı 16 Ocak 2019 tarihinde ekte yer alan internet sitesinde Borusan Mannessmann Boru Sanayi ve Ticaret A.Ş. için %3,3 ve Çayırova Boru ve Sanayi Ticaret A.Ş. için %8,8 oranında damping marjı hesaplanırken, diğer ihracatçı firmalar tabi olacağı marj ise %45,8 olarak belirlenmiştir.

Erbosan Erciyas Boru Sanayii ve Ticaret A.Ş. için hesaplanan damping marjı %2’nin altında olduğu için anılan oranın ihmal edilebilir düzeyde olduğu cihetle bahse konu firma için soruşturma kapatılmıştır.

CBSA’in söz konusu kararına karşı Kanada Federal Temyiz Mahkemesi’ne başvurulabilecektir. CBSA’in gerekçeli kararının, nihai kararın yayımlanma tarihinden itibaren 15 gün içerisinde açıklanması beklenmektedir. Diğer taraftan Kanada Uluslararası Ticaret Mahkemesi (CITT) tarafından ithalatın yerli sanayi üzerinde zarara yol açıp açmadığına ilişkin yürütülen soruşturma devam etmekte olup, nihai kararının 15 Şubat 2019 tarihinde açıklanması beklenmektedir.

 

https://www.cbsa-asfc.gc.ca/sima-lmsi/i-e/cswp32018/cswp32018-nf-eng.html

Türkiye’de yerel paslanmaz çelik talebi zayıf seyretti

Londra Metal Borsası’nda (LME) peşin nikel fiyatları 17 Ocak gününü 11.450$/mt seviyesinde kapatırken, yükselen global nikel fiyatları sebebiyle Türk paslanmaz çelik üreticilerinin üretim maliyetlerinin arttığı fakat buna rağmen Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılar sonucu talebin zayıf seyrine devam etmesiyle Türk paslanmaz çelik üreticilerinin iç piyasa tekliflerini haftalık bazda değiştirmedikleri görüldü. Buna göre 304/2B ve 430/2B kalite soğuk paslanmaz çelik tekliflerinin sırasıyla 2.400-2.500$/mt ve 1.400-1.500$/mt fabrika çıkışı aralıklarında olduğu bildiriliyor

EUROFER AB’nin nihai çelik önlemlerinin yeterliliğini sorguluyor

Avrupa Çelik Birliği (EUROFER) Genel Direktörü Axel Eggert, AB ülkelerinin Avrupa Komisyonunun çelik ithalatına yönelik nihai önlemlerini onaylamasının ardından açıklama yaptı.

Eggert, 2018 yılında AB’nin yaptığı ithalatın %12 artması göz önüne alındığında, önlemlerin gerekli olduğunu ancak ideal olanın bu olmadığını belirtti. Eggert, geçtiğimiz yılda ABD tarafından vergilerle engellenen her üç ton çeliğin iki tonunun Avrupa pazarına girdiğini söyledi.

Fakat, Eggert’e göre Avrupa Komisyonunun AB’nin çelik talebini takip etmesi ve nihai önlemlerle belirlenen kotaların talebe göre revize edilmesi büyük önem arz ediyor. Aksi takdirde, nihai önlemlerin amacından saparak etkisini yitirebileceği belirtildi. Ülkelere göre belirlenen kotanın ilk olarak bu yıl temmuz ayında, daha sonra 2020 yılının aynı ayında %5 oranında artacak olmasına dair ise Eggert uyarı yaptı. 2019 yılında AB’de çelik talebinin yalnız %1 oranında artacağı tahmin edilirken, önlemlere göre kota miktarı talepten birkaç kat daha fazla olacak. Bu da AB’li üreticilerin daralan pazar payları için zorlu bir rekabet girmesine neden olacak. EUROFER açıklamasında aynı zamanda, nihai önlemlerin ithalat payı %3’ün altında yer alan bazı gelişmekte olan ülkeleri muaf tutması da tartışıldı. Açıklamada, örneğin Endonezya’nın AB ithalatındaki payının 2018 yılında %9,5’e çıktığı belirtildi. Bu nedenle, Endonezya gibi ülkelerin kota muafiyetinin gelecek revizyonda yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Çelik sektörünü bekleyen büyük tehlike

AB’nin çelik ithalatına getireceği kotalar zaten zor durumdaki Türk çelik sektörünü vurabilir.

Dünyanın sekizinci büyük çelik üreticisi konumundaki Türkiye, daralan iç pazar ve ilave vergiler nedeniyle çöken ABD ihracatının ardından, en büyük pazarı konumundaki Avrupa Birliği’nde de önemli kayıplar yaşama riski ile karşı karşıya.

İç pazarını korumak amacıyla çelik ürünleri ithalatına uygulanacak kotaları  (16 Ocak) oylayacak olan AB, mevcut taslağa göre Türkiye’ye özellikle inşaat çeliğinde sert kısıtlamalar öngörürken; söz konusu kotalar AB’ye inşaat çeliği ihracatında yüzde 60’ın üzerinde daralmaya neden olabilir.

Türk çelik üreticilerinin daralan talep nedeniyle vardiya sayılarını düşürerek ve bakım çalışmalarına giderek üretimi azalttığı bu dönemde, AB’nin özellikle inşaat çeliğinde

Türkiye’ye uygulamayı planladığı kotalar sektörde çok daha fazla üretim düşüşlerine neden olabilir.

Türk çelik sektörünün daha önce en önemli ihracat pazarlarından olan Ortadoğu’da son yıllarda meydana gelen siyasi karışıklıklar bu pazarda önemli kayıplara neden olmuştu. Ardından Türk çeliğinin en büyük ihracat pazarlarından ABD’nin Türk çelik ürünlerine uyguladığı yüzde 50 ilave vergi, bu pazarın da kaybedilmesini beraberinde getirmişti.

Bu süreçte Türk çelik sektörü, ABD’ye ihracatın azalmasından kaynaklanan boşluğu AB pazarına daha fazla ağırlık vererek kapatmıştı.

AB’ye inşaat çelişi ihracatında yüzde 99 artış

Avrupa Çelik Birliği (Eurofer) verilerine göre, 2018 Kasım sonu itibarıyla AB Türkiye’den 797 bin ton inşaat çeliği ithal etti. Bu tutar 2017’nin aynı döneminde 400 bin ton olmuştu. Buna göre AB’nin Türkiye’den yaptığı inşaat çeliği ithalatı geçen yıl ilk 11 ayda yüzde 99 artış gösterdi. Türkiye AB’nin inşaat çeliği ithalatında ilk sırada yer aldı.

ABD’nin getirdiği vergiler nedeniyle rekabette zorlanan birçok ülkenin çelik ihracatçısı da, Türkiye gibi AB pazarına yönelmiş; bunun ardından Birlik, kendi üreticisini korumak için geçen yıl Temmuz ayında bazı geçici kotaları uygulamaya koymuştu.

Ancak söz konusu kotalar 200 günlük olduğu için, AB’nin Şubat ayından itibaren uygulayacağı yeni kotaları belirlemiş olması gerekiyor. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan taslağın 16 Ocak’ta AB üyesi ülkeler tarafından oylanması bekleniyor.

AB’nin yeni kota uygulaması, üç yıllık bir süre için geçerli olacak ve Temmuz 2021’de sona erecek. Kotalar üç fazda uygulanacak. Buna göre ilk faz Şubat-Haziran 2019 dönemini, diğer iki faz ise Temmuz 2019-Haziran 2020 ile Temmuz 2020-Haziran 2021 dönemini kapsayacak.

Taslak metne göre, Türkiye’nin AB’ye yapacağı inşaat çeliği ihracatı için Şubat ayı başından Haziran sonuna kadar 289,119 ton kota öngörülüyor.

Taslak metne göre Türkiye’ye ikinci fazda 301,538 ton, üçüncü fazda da 316,614 tonluk inşaat çeliği kotası ayrılıyor.

Bu kotaların aşılması halinde ithal edilecek ürünlere yüzde 25 ilave vergi uygulanacak.

Türkiye’nin AB’ye 2018’in ilk 11 ayında 797 bin ton inşaat çeliği ihraç ettiği göz önüne alındığında, bu kotalar Türkiye’nin geçen yılki ihracatının altında bulunuyor.

Taslağın bu haliyle kabul edilmesi halinde ilk birkaç ayda kotaların dolacağını belirten Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Adnan Aslan, “Oylamada bazı AB ülkelerinin ‘hayır’ demesi bekleniyor. Türkiye de taslağın bu haliyle kabul edilmemesi için Ticaret Bakanlığı nezdinde ikna çalışmaları yapıyor” dedi ve ekledi: “İç piyasadaki daralma zaten çok kötü. Düşen talep nedeniyle çelik üreticileri vardiya sayılarını azalttı, bakım çalışmaları öne alındı. Üretim düşüşleri var… AB çok önemli bir pazarımız, taslağın bu haliyle kabul edilmesi önemli kayıplara neden olur. Ancak biz hâlâ bazı değişikliklere gidileceğini düşünüyoruz.”

Oylamada çoğunluk sağlanamazsa Avrupa Komisyonu’nun yeni bir taslak önermesi gerekiyor.

AB’nin getireceği kotalardan en çok etkilenecek ülkeler arasında Türkiye’nin yanı sıra Rusya, Hindistan, Güney Kore, Ukrayna ve Çin bulunuyor.

Tüketim ve üretimde artış

Kotaların ardından Türkiye’nin AB’ye çelik ihracatının sert şekilde düşebileceğine dikkat çeken Londra’daki bir Türk çelik ticaret kaynağı ise, “Temel pazarlarımızı kaybettik. İç pazar ise zor ayakta duruyor. Çok fazla kapasitemiz var ancak pazarımız yok. Bu kadar çelikle ne yapacağımızı bilmiyorum” dedi.

Şirketlerden alınan bilgiye göre, iç piyasada düşen talep nedeniyle Koç Metalürji Aralık ayı sonlarından Şubat ayı başına kadar üretime ara verdi. Şirket bu dönemi bakım çalışmaları ile değerlendirecek. Çebitaş ve Ekinciler ise vardiya sayısını düşürerek üretimi azaltma yoluna gitti.

Türkiye’de çelik tüketimi 2018’in üçüncü çeyreğinden itibaren daralma trendine girdi. TÇÜD verilerine göre üçüncü çeyrekte çelik tüketim yüzde 6 gerilerken; tüketimdeki daralma son çeyrekte daha da sertleşti. Nihai mamul çelik tüketimi Ekim’de yüzde 45.7, Kasım’da ise yüzde 44 geriledi. Tüketimdeki düşüş ilk 11 ay itibarıyla yüzde 11.9 olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin ham çelik üretimi ise açıklanan son verilere göre Ocak-Kasım döneminde yüzde 0.5 artışla 34.4 milyon ton seviyesinde gerçekleşirken; üretim de son aylarda düşüş trendine girerek Kasım’da yüzde 2.1, Ekim’de yüzde 4.3 geriledi.

İç pazardaki daralmada, çelik sanayinin temel müşterileri konumundaki inşaat, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde yaşanan daralma belirleyici oluyor.

İnşaat sektörü TÜİK verilerine göre 2018 üçüncü çeyrekte yüzde 5.3 daraldı. Otomotiv sanayi üretimi Ekim’de yüzde 16, Kasım’da yüzde 21 gerilerken, Ocak-Kasım’da yüzde 8 azaldı.

Kaynak: Reuters

Türkiye’nin soğuk sac ithalatı ocak-kasım döneminde %12,6 düştü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından sağlanan verilere göre, geçtiğimiz yıl kasım ayında Türkiye’nin soğuk sac ithalatı, aylık %26,8 ve yıllık %43,9 düşüşle 43.820 mt oldu. Bu ithalatın değeri ise aylık %19, yıllık bazda ise %35,8 azalarak 31,88 milyon $ seviyesinde kaydedildi.

Ocak-kasım dönemine, Türkiye’nin soğuk sac ithalatı yıllık %12,6 azalarak 740.250 mt, bu ithalatın değeri ise yıllık %1,6 artışla 495,7 milyon $ seviyesinde kaydedildi.

 

Yılın ilk 11 ayında, Türkiye’nin soğuk sac ithal ettiği ülkeler arasında birinci sırayı Rusya alırken, söz konusu ithalat yıllık %2,47 düşüşle 359.423 mt oldu. Rusya’yı aynı ayda Türkiye’ye 96.715 mt soğuk rulo ihraç eden Çin takip etti.

Ocak-kasım döneminde, Türkiye’nin en çok soğuk sac ithal ettiği ülkeler aşağıdaki gibidir

Ocak-kasım döneminde, Türkiye’nin en çok soğuk sac ithal ettiği ülkelerin dağılımı aşağıdaki gibidir.

 

Paslanmaz Çelik Kalite Sınıfları ve Kullanım Alanları

Paslanmaz çeliğin günümüzde gıdadan kimyaya atık su arıtma tesislerinden ilaç sanayisine kadar birçok yerde kullanılması paslanmaz çeliğin önemini her geçen gün biraz daha arttırmaktadır. Paslanmaz malzemelerin bu denli çok kullanılmasının ana nedenlerinden biri de malzemelerin paslanmaya ve korozyona karşı dayanımının oldukça yüksek olmasıdır. Tabi birçok ürün gamında olduğu gibi paslanmazda da 304,316,316L,310.430 gibi birçok farklı kalitede malzeme bulunmaktadır. Bu kalite sınıflarının özelliklerinden ve kullanım alanlarından kısaca bahsedelim.

Aısı 304: Paslanmaz çelik sektöründe en çok kullanılan paslanmaz türüdür. 450°C’ye kadar oksitlenmeye karşı dayanıklıdır. Gıda ve tıp sektörlerinde ve evye yapımında kullanılmaktadır.

Aısı 304L: 304 kalite paslanmaz çeliğin düşük karbonlu halidir. 304’e göre daha yumuşak olması işlenebilirliğini arttırmaktadır. Depolama tankları ve 400°C’nin altında çalışan hatlarda kullanılabilir.

Aısı 316: Bünyesinde bulundurduğu Molibden sayesinde 650°C’ye kadar yüksek oksidasyon dayanımına sahiptir. Asitlere karşı yüksek dirence sahiptir. Asitlere karşı olan yüksek dayanımı nedeniyle kimya ve petro-kimya sektöründe paslanmaz boru hatları ve kazanlarında kullanılır.

Aısı 316L: 316 kalite paslanmaz çeliğin düşük karbonlu halidir. 450°C’ye kadar yüksek dayanımına sahiptir. Asit dayanımı oldukça iyidir. Kimya petro-kimya sektöründe ve tersanelerde kullanılır.

Aısı 316TI: Titanyun içeriği sayesinde 650°C’ye kadar sıcaklıklarda sürekli olarak kullanılabilir. Oksidasyona karşı mukavemeti yüksektir. Kimya petro-kimya sektörlerinde ve ısı değiştiricilerde kullanılabilir.

Aısı 309 / 309s: 1050°C’ye kadar olan sıcaklıklarda oksidasyon dayanımı oldukça yüksektir. Çekme dayanımı oldukça iyidir. Yüksek sıcaklıkta çalışacak ekipman parçaları yapımında ve fırınlarda kullanılır.

Aısı 310 / 310s: AISI 304’e benzerlik gösterse de paslanmaz çeliğin sıcaklığa en çok dayanan çeşididir. 1200°C’ye kadar olan sıcaklıklarda kullanılabilir. Yüksek sıcaklıklarda çalışan ekipmanların yapımında buhar kazanlarında ve paslanmaz boru hatlarında kullanılır.

Aısı 321: içeriğinde bulunan titanyum sayesinde korozyon dayanımı oldukça yüksektir. Yüksek sıcaklıklarda uzun süre kullanılabilir ve kaynak kabiliyeti yüksektir. Fotoğraf sanayinde ve kimya endüstrisinde kullanılır.

Aısı 430: Düşük karbonlu ve krom içerikli paslanmaz ürünüdür. 300 sınıfı paslanmazlarda bulunan nikel bu türde bulunmaz bu nedenle mıknatıslanma yapabilir. Otomotiv sanayinde ve dekoratif ev eşyaları yapımında kullanılır.

Aısı 430TI: Titanyum içermesi nedeniyle korozyon dayanımı yüksektir. Isı iletkenliği oldukça iyidir. Egzoz yapımında ve çamaşır makinalarında kullanılır.

Stoklarımızda 304, 304L ve 430 Paslanmaz Çelik Plaka ve Sac ürünlerimiz mevcuttur.

ÇELİK İHRACATI 2018 YILINDA ARTTI

Korumacılık önlemleri karşısında zorlu bir yılı geride bırakan Türk çelik sektörü, 2018 yılında ihracatını hem değer hem de miktar bazında artırdı. Tüm engellemelere rağmen ihracatta önemli oranda artış yaşadıklarını kaydeden Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Adnan Aslan, 2019 yılında ise yeni pazarlara yöneleceklerini söyledi.

 

Çelik İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 2018 yılı ihracat verilerine göre; Türkiye’nin miktar bazındaki çelik ihracatı geçtiğimiz yıla göre yüzde 20,8 artışla 21,4 milyon tona yükseldi. Değer bazındaki ihracat ise yüzde 36,1 artışla 15,6 milyar dolara ulaştı.

 

Türk çelik sektörü geçtiğimiz yıl en fazla inşaat çeliği, yassı sıcak ve dikişli boru ihraç ederken, ihracatın en yoğun olduğu bölgeler Avrupa Birliği, Orta Doğu ve Kuzey Amerika olarak sıralandı. İhracatta en fazla azalış yaşanan ülkeler ise ABD, Irak, Cezayir ve Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Öte yandan Türkiye’nin çelikte ton başına ortalama birim fiyatı ise 2017 yılındaki 645 dolar seviyesinden yüzde 12,7 artışla 727 dolara çıktı.

 

2018 yılı Aralık ayı çelik ihracatı ise geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla miktar bazında yüzde 31,5 artışla 2,2 milyon tona; değerde ise yüzde 26,1 artışla 1,5 milyar dolara yükseldi.

KORUMACILIK ÖNLEMLERİNE RAĞMEN ARTIŞ

Açıklanan rakamları değerlendiren Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Aslan, korumacılık önlemlerinin damga vurduğu geçtiğimiz yılı, Asya pazarının Türk çeliğine  göstermiş olduğu ilgi ile aştıklarını ve yılı hem miktar hem de değer bazında artışla kapatmanın sektör açısından çok büyük bir başarı olduğunu söyledi.

 

2019 yılında korumacılık trendinin devam edecek olması ile birlikte Çin’in de yeniden agresif ihracat politikasına yönelecek olmasının, senenin özellikle ilk yarısında sektörü zorlayacağını belirten Aslan, bu zorlukları aşmak için önümüzdeki dönemde Güneydoğu Asya, Batı Afrika ve Latin Amerika bölgelerine yöneleceklerini ifade etti.

(Çelik İhracatcıları Birliği)

İnşaat Çeliğinde İran Tehdidi

İran’ın son yıllarda hızla artan çelik üretimi Türkiye’yi de tehdit etmeye başladı. Özellikle inşaat çeliğinde Türkiye yoğun bir ithalat baskısı altında kalırken, İran’dan yapılan ithalat ‘devlet destekli düşük fiyatların etkisi’ ile son aylarda 5 kat birden arttı. Ortada ciddi bir haksız rekabet bulunduğuna dikkat çeken sektör temsilcileri, bir an evvel gerekli önlemlerin alınmasını istiyor.

İran’ın çelik üretimi son yıllarda hızlı bir şekilde artıyor. 2000’li yıllarda 9 milyon ton üretim kapasitesine sahip olan İran, 2017 yılı itibariyle kapasitesini 30 milyon tona yükseltti. Dünya Çelik Derneği’nin aylık istatistiklerine göre İran’ın bu yıl 9 aylık ham çelik üretimi ise bir önceki yıla göre yüzde 20 artışla 18,5 milyon ton olarak gerçekleşti. İran bu oranla dünyada Vietnam’dan sonra üretimini en çok artıran ikinci ülke oldu. İran, ham çelik üretim kapasitesini, aldığı devlet desteğinin de etkisiyle, 2025 yılına kadar yüzde 100 arttırarak, 55 milyon ton seviyesine çıkartmayı planlıyor.

TÜRK ÇELİĞİNE ‘DEVLET DESTEKLİ DÜŞÜK FİYAT’ TEHDİDİ

İran’ın çelik sektöründeki bu üretim artışı ve Türkiye’ye yaptığı ihracat ise sektörde tedirginliğe neden oldu. İthal edilen ürün fiyatlarının Türkiye’deki ürün fiyatları ile kıyaslanamayacak derecede düşük olduğunu ve bunun da fiyatlarda bir devlet desteği olduğu izlenimi uyandırdığını belirten Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Adnan Aslan, konuyla ilgili önlem alınması çağrısında bulundu.

İthalatın özellikle bu yıl içerisinde ciddi oranda arttığına işaret eden Aslan, şunları söyledi:

“İran’ın Türkiye’ye ihracatının sınır ticaretinin deprem yönetmeliği şartlarını dikkate almadan yoğunlaştığını görüyoruz. İran’dan çelik ürünleri ithalatı yılın ilk aylarında 1000 ton civarında seyrederken, Eylül ayı itibariyle 5 bin tona çıktı. Yapılan ithalatın neredeyse tamamını ise inşaat çeliği oluşturuyor. İthal edilen ürün fiyatları, Türkiye’deki ürün fiyatları ile kıyaslanamayacak derecede düşük. Bu durum objektif maliyetlerle satış yapılmadığı ve ABD’nin İran’a uyguladığı ambargonun olumsuz tesirlerinin azaltılabilmesi için, devlet tarafından İran çelik sektörüne destek sağlandığı intibaını veriyor.”

Türk çelik sektörünün inşaat çeliğinde ülke ihtiyacının iki misli üzerinde kapasiteye sahip olduğuna dikkat çeken Aslan, bu haksız rekabetin önlenmesi çağrısında bulundu.

VERGİLER YENİDEN GETİRİLSİN

2018 yılında tümüyle kaldırılmış olan inşaat çeliği ithalatındaki gümrük vergilerinin yeniden uygulanması gerektiğini ifade eden Aslan, alınabilecek diğer önlemleri de şu şekilde sıraladı:

“Ticaret Bakanlığınca TAREKS kapsamında çelik kalitelerinin ürün standartı olan TS-708 yanında; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yayınlanan Deprem Yönetmeliği hükümlerine uygunluğunun da aranmasında ve ithalatçıların da yerli üreticiler gibi “G Belgesi”ne sahip olmasının sağlanmasında fayda görüyoruz.”

(Türk Çelik Birliği)