Ocak-Kasım Döneminde Türkiye’nin Çelik Ürün İhracatı % 19 Arttı, İthalatı % 8.6 Azaldı

Kasım ayında Türkiye’nin toplam çelik ürün ihracatı, 2017 yılının aynı ayına kıyasla miktar açısından % 45 oranında artışla 2.5 milyon tona ulaşırken, değer bakımından % 40.2 oranında artışla 1.9 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. Kasım ayında Türkiye’nin toplam çelik ürün ithalatı, % 40.1 oranında düşüşle 886.000 ton seviyesine gerilerken, değer açısından % 29.3 oranında azalışla 839 milyon dolara indi.

Kasım ayında Türkiye’nin yassı ürün ihracatı, % 134.1 oranında büyük bir artışla 765.000 tona yükselirken, uzun ürün ihracatı, % 1.8 oranında artış göstererek 1 milyon ton seviyesinde kaydedildi. Kasım ayında yarı ürün ihracatı, % 481.1 oranında artışla, 277.000 tona yükselirken, ithalatı % 30.4 oranında azalışla 320.000 ton seviyesine geriledi. Yassı ürün ithalatı % 51 seviyesinde düşüşle 399.000 tona inerken, uzun ürün ithalatı, %39 oranında azalışla 79.000 tona geriledi. Kasım ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2017 yılının aynı ayındaki % 112 seviyesinden % 221’e yükseldi.

Ocak-Kasım döneminde Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ihracatı, 2017 yılının aynı dönemine kıyasla miktar açısından % 19.2 oranında artışla 19.9 milyon tona yükselirken, ihracat değeri % 33 seviyesinde artışla 16 milyar dolara ulaştı. Söz konusu dönemde Türkiye’nin çelik ürünleri ithalatı miktar açısından, % 8.6 oranında düşüşle 13.7 milyon tona inerken, değer bakımından % 7.2 artışla 12.1 milyar dolara yükseldi.

Ocak-Kasım döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2017 yılının aynı dönemindeki % 107’den % 133 seviyesine çıktı.  2018 yılının on bir aylık döneminde uzun mamul ihracatı % 14 seviyesinde artış göstererek 9.7 milyon tona yükselirken, yassı ürün ihracatı % 40 oranında artışla 5.4 milyon ton seviyesine ulaştı. Söz konusu dönemde yarı ürün ihracatı, % 23.1 oranında artışla 951.000 tona çıkarken, ithalatı %2.1 artışla 4.5 milyon tona yükseldi.

Diğer taraftan yassı ürün ithalatı, % 15 oranında azalışla 7.1 milyon ton seviyesine düşerken, uzun mamul ithalatı % 7 azalışla 1.2 milyon tonda kaldı. Ocak-Kasım döneminde boru ihracatı % 8.4 artışla 1.8 milyon tona yükselirken, ithalatı % 2 azalışla 464.000 tonda kaldı.

Paslanmaz Çelik Nedir?

Metalürjide paslanmaz çelik, minimum %10,5 krom elementi içeren bir demir-karbon alaşımı olarak tarif edilir. Krom elementi aşağıdaki şekilde de görüldüğü üzere çeliği paslanmaya karşı koruyan temel bileşendir. İsmini bu çeliklerin, diğer çelikler gibi lekelenmemesi, korozyona uğramaması ve paslanmamasından almaktadır. Bu malzeme aynı zamanda, alaşım tipi ve kaliteleriyle detaylandırılmamış şekliyle, özellikle havacılık endüstrisinde korozyon dayanımlı çelik olarak da adlandırılır. Günümüzde, ürünün ömrü boyunca uygulandığı zorlu çevre şartlarında problemsiz bir şekilde çalışan birçok farklı ve kolayca ulaşılabilecek kalitelerde ve yüzey özelliklerinde paslanmaz çeliklere ulaşmak çok kolaydır. Normal günlük yaşamımızda dahi her an çatal-bıçaklardan saatlere kadar bu ürünlerin çok geniş bir şekilde kullanıldığını görürüz.

Paslanmaz çelik birçok doğal ve insan yapımı ortamda, korozyona ve oksitlenmeye karşı yüksek bir dirence sahiptir. Fakat herbir özel uygulama için doğru kalite ve tipteki paslanmaz çeliğin seçilmesi çok büyük önem taşır. Kalite seçiminde ilk adım, tasarım aşamasında paslanmaz çeliğin maruz kalacağı olası ve varolan tüm çalışma şartlarının detaylı bir şekilde analiz edilip, tanımlanmasıyla başlar.

Normal oda sıcaklığında ve hava şartlarında yüksek oksitlenme direnci, minimum %13 (ağırlık olarak), çok sert ve zor çevre şartlarında %30 ‘a kadar krom ilavesiyle başarılır. Paslanmaz çelikteki krom elementi oksijene maruz kaldığı zaman (normal atmosferde bulunan oksijen kastedilmektedir) hemen krom-oksit (Cr2O3) pasivasyon tabakası oluşturur.  Bu katman gözle görülemeyecek kadar incedir ve ürünü oluşturan metale (paslanmaz çeliğin) su veya herhangi bir gaz, oksijen nüfuzunu tamamen engelleyerek, örttüğü metali korur. Ayrıca, bu katmanın herhangibir nedenle yırtılması, açılması veya çizilmesi durumunda oluşacak açıklık, çok hızlı bir şekilde tekrar katmanın kendisini yenilemesiyle tekrardan oluşur.  Bu olaya pasivasyon adı verilir ve titanyum gibi bazı diğer metallerde de görülür.

Nikel elementi de, diğer düşük oranlarda kullanılan molibden ve vanadyum gibi elementler gibi pasivasyon özelliğine katkı sağlar.

Paslanmaz çeliğin korozyona ve lekelenmeye karşı olan direnci, onu ticari olarak geniş bir uygulama alanında, düşük bakım maliyeti, diğerleriyle karşılaştırıldığında daha ucuz olması ve göz alıcı bir görünüme sahip olması nedeniyle ideal ve vazgeçilmez bir malzeme kılar. Toplamda 150 ‘nin üzerinde paslanmaz çelik kalitesi olmasına rağmen, bunlar arasında 15 tanesi çok kullanılan ve piyasada çok tanınan paslanmaz çeliklerdir.
Paslanmaz çelikler akrabaları olan diğer çelikler gibi, yassı ürün olarak, plaka olarak, çubuk olarak, tel olarak, boru olarak, şekilli uzun ürünler olarak gibi birçok şekilde soğuk ve sıcak haddeleme yöntemleri ve döküm parçaları olarak, gıda endüstrisinde,  tıpta, cerrahi donanımlarda, endüstriyel donanımlarda, otomotivde, beyaz eşyada, yapılarda ve yapı elemanlarında, binalarda gibi birçok alanda geniş bir şekilde kullanılmaktadır. Paslanmaz çeliklerin kullanıldığı alanlardan biri de mücevher ve saat gibi günlük yaşamımızda yanımızdan hiç ayırmadığımız ürünlerde de kullanılır. Mücevherlerde kullanılan en yaygın kalite 316L ‘dir. Paslanmaz çelik gümüş gibi zamanla oksitlenme ve kararma yapmaz. Ayrıca paslanmaz çeliğin yoğunluğu gümüşe oranla biraz daha hafif olmasında dolayı tasarımcılara kolaylık sağlar.

Paslanmaz çelik %100 geri dönüştürülebilirdir. Kullanılan paslanmaz çeliğin %60 ‘ı ömrünü tamamlamış ürünlerden alınan paslanmaz çelikler ve üretim proseslerinin hurdaları gibi geri dönüştürülen malzemelerin tekrardan değerlendirilmesiyle üretilmektedir.
Antik çağlardan günümüze birkaç korozyon dayanımlı demir ulaşmayı başarmıştır. Bunun en ünlü ve en büyük örneği Hindistan ‘ın Delhi kentindeki, Kumara Gupta I tarafından 400 ‘lü yıllarda yaptırılan “Delhi ‘nin Dikili Demiri” ‘dir.  Fakat paslanmaz çeliğe benzemeyen bir şekilde bu demir anıt paslanmazlık özelliğini kromdan değil, içerdiği yüksek fosfordan almaktadır. Fosfor uygun yöresel hava şartlarıyla birlikte anıtın yüzeyinde, demir-oksit ve fosfordan oluşan bir koruyucu yüzey tabakası oluşturup demirin korozyona karşı direncini sağlamaktadır.
Demir-krom alaşımlarının korozyona karşı olan direnci ilk defa 1821 yılında Fransız metalürjist Pierre Berthier tarafından farkına varılmıştır. O dönemdeki teknoloji krom ile demiri bugünkü gibi işleme tabii tutabilmeye yetmediği için pratik olarak kullanıma geçilememiştir.
1890 ‘larda Alman Hans Goldschmidt karbonsuz krom üretimin yolunu açan alimunotermik yöntemini bulmuştur.  Bu tarihten itibaren paslanmaz çelik üzerine birçok çalışma yapılmıştır.

Modern paslanmaz çeliklerin başlangıcı, 1913 yıllarında İngiliz metalürjist Harry Brearly tarafından rastlantısal olarak tüfek namlularını geliştirmek için araştırma yaparken keşfedilerek başlamıştır.  Bu da paslanmaz çeliğin başlangıçnoktası olmuştur. Daha sonrasındaki çalışmalarda, 18-8 olarak nitelendirilen (304) östenitik paslanmaz çelik yaklaşık 1920 ‘li yıllarda piyasaya çıkmış ve uygulamalarında büyük bir başarı sağlanmıştır. 1930 ‘lardan itibaren paslanmaz çelik endüstride ve günlük hayatımızda vazgeçilmez bir yer almıştır. Bu gelişmeleri diğer alaşım elementleri ile sürdüren araştırmacılar, bugün tanıdığımız paslanmaz çelik kalitelerini zamanla geliştirmişlerdir.

Dubleks paslanmaz çelikler bundan yaklaşık 70 yıl önce, sülfit kağıt endüstrisinde kullanım amaçlı olarak geliştirilmiştir. Dubleks alaşımlar ilk etapta klorit yatak soğutma sularının ve diğer keskin kimyasal proses sıvılarının yol açtığı korozyon problemiyle başa çıkabilmek için kullanıldı. 1970 ‘lerdeki Kuzey Denizindeki gaz ve petrol istasyonlarının gelişimiyle, ikinci bir kuşak dubleks paslanmaz çelik geliştirildi. Buna göre belirli bir oranda nitrojen ilavesi, tokluğu, kaynaklanabilmeyi, klorit korozyon dayanımını artırmıştır. En yaygın olarak kullanılan UNS S31803 olarak adlandırılan karışık kompozisyon 1996 yılında dubleks çelik UNS S32205 standartlaştırılmıştır.

 

  1. Dünya Savaşı esnasında, yapılan araştırmalarla çökelmeyle sertleştirilen paslanmaz çelikler keşfedilmiştir. Standart olmayan bu kalitelerin ilk örneği 1948 yılında 17-7PH olarak adlandırılan paslanmaz çelik olmuştur.

 Paslanmaz Çelik Çeşitleri

Paslanmaz çeliğin değişik çeşitleri vardır. Örneğin nikel ilave edildiğinde demirin östenitik mikroyapısı istikrarlı
hale gelir. Bu kristal yapı çeliği manyetik olmayan, düşük sıcaklıklarda daha az kırılgan olan bir çelik haline getirir. Daha yüksek sertlik ve mukavemet için içerdiği karbon miktarı artırılır. Isıl işlemlerle birlikte bu çelikler jilet, bıçak ve kesici uçlar gibi birçok üründe kullanılabilir. Mangan da birçok çelikte değişik oranlarda bulunur ve nikelin vermiş olduğu östenitik yapının korunmasına, daha düşük maliyetlerle yardımcı olur.

Paslanmaz çelikler kristal mikroyapılarına göre beş gurupta sınıflandırılırlar:

  1. Östenitik Paslanmaz Çelikler
  2. Ferritik Paslanmaz Çelikler
  3. Martensitik Paslanmaz Çelikler
  4. Dubleks Paslanmaz çelikler
  5. Çökelmeyle Sertleştirilmiş Paslanmaz Çelikler

 

  1. Östenitik Paslanmaz Çelikler:

300 serisi veya östenitik paslanmaz çelikler dünya toplam paslanmaz çelik üretiminin yaklaşık %60 ‘ini oluştururlar. Maksimum %0,15 karbon, minimum %16 krom ve östenitik yapıyı çok düşük sıcaklıklardan ergime sıcaklığına kadar kararlı kılmak amacıyla yeterli miktarda nikel ve/veya mangan içerirler. En çok bilinen türü 18/10 (304 kalite) paslanmaz çelik olarak tanınan ve %18 krom ve %8 nikel içeren çeliktir. AL-6XN ve 254SMO gibi “süperöstenitik” paslanmaz çelik olarak bilinen çelikler içerdikleri yüksek molibden (>%6) ve nitrojen ilaveleriyle ve yüksek nikelin gösterdiği yüksek stres korozyon direnci sayesinde çok etkin bir klorit çekirdeklenme ve çatlama korozyonu direnci gösterirler.  “Süperöstenitik” ‘lerin yüksek alaşım içerikleri maliyetlerinin de çok yükselmesine neden olur. Bu nedenle tamamen aynı olmamakla birlikte benzer bir performansı, daha düşük maliyetle ferritik veya dubleks paslanmaz çelik gruplarından da elde edilebileceği unutulmamalıdır. En yaygın olarak bilinen östenitik kaliteler 304 ve 316 ‘dır.
Östenitik paslanmaz çelikler manyetik değildirler ve ısıl işleme tabii tutulamazlar, süneklik özellikleri yüksektir, haddelemeyle sertleştirilebilirler ve mükemmel bir korozyon dayanımına, işlenebilirlik özelliğine ve kaynaklanabilirlik özelliğine sahiptirler. Yapıları FCC ‘dir.

 

  1. Ferritik Paslanmaz Çelikler:

Ferritik paslanmaz çelikler genelde nikel içermeyip yüksek krom içeren (%10,5 ile %30 arasında), molibden, titanyum vanadyum gibi karbür yapıcı ve ferritik yapıyı istikrarlı kılan alaşım elementleri içeren bir paslanmaz çelik gurubudur. Genelde içerdikleri yüksek krom oranı, ferritiklere çok yüksek bir korozyon direnci sağlar. Daha çok yakın akrabaları olan karbon çeliklerin özelliklerine yakın mekanik ve fiziksel özelliklere sahip olan ferritik paslanmaz çelikler, östenitiklerin tersine manyetiktirler, düşük karbon içerikleri nedeniyle ısıl işleme tabii tutulamazlar ve kolayca haddelenebilirler. Bu tür çeliklere tek uygulanabilen ısıl işlem tavlama işlemidir. Son zamanlarda alaşım elementlerinde, özellikle nikelde, yaşanan aşırı fiyat yükselişi ve değişkenliği, ferritiklerin geliştirilmesine hız kazandırmış olup, düşük maliyetle östenitikler kadar korozyona dayanımlı yeni, geniş bir kullanım alanına sahip ve maliyeti çok daha düşük ferritik kaliteler de geliştirilmiştir. En yaygın olarak bilinen ferritik kaliteler 430 ve 442 ‘dir. Ferritiklerin yapıları BCC ‘dir.

 

Burada %18 krom ve %0,03 karbon içeren bir ferritik paslanmaz çeliğin mikroyapısı görülmektedir. 1150 ºC ‘den hızlı soğutulmuştur.  (500x) Burada  %12 Krom içeren ferritik bir mikroyapı görülmektedir. Küçük karbür parçacıkları da mevcuttur. Malzeme tavlanmış bir malzemedir. (500x)

 

  1. Martensitik Paslanmaz Çelikler:
    Martensitik paslanmaz çelikler, ferritik çeliklere benzeyen yapılarıyla, düşük alaşım – yüksek mukavemetli çeliklere veya karbon çeliklerine benzerler.

Fakat içerdiği fazladan karbon ilavesi nedeniyle, karbon çelikleri gibi ısıl işlemle sertleştirilip, mukavemeti artırılabilir. Temel alaşım elementleri: %12 ile %15 arası krom, %0,2 ile %1,0 arası molibden ve %0,1 ile %1,2 arasında karbon ‘dur. Birkaç martensitik kalite haricinde içeriğinde nikel bulunmaz. Yukarda bir mikroyapı örneği görülen martensitik paslanmaz çelikler manyetiktirler. Artan karbon oranına bağlı olarak, sertleştirilebilirlikleri ve mukavemetleri artarken, toklukları ve süneklikleri azalır. Yüksek karbon oranına ve diğer alaşım elementlerine bağlı olarak,  60 HRC ‘ye kadar ısıl işlemle sertleştirilebilirler. Menevişleme veya temperleme olarak adlandırılan ısıl işlem sonrası stres giderme işleminden sonra, en uygun korozyon dayanımına ulaşılır. Ferritik ve östenitik kalitelerle karşılaştırıldığında korozyona dayanım özelliği martensitik kalitelerin biraz düşüktür. İşlenebilirlik ve şekillenebilirlik özellikleri yüksektir.  İçerdikleri alaşım elementlerine ve oranlarına bağlı olarak yapılarında az miktarda kalan-östenit yapı olabilir.  Martensitik çelikler özellikle mukavemetin ve mekanik aşınmaya karşı direncin, korozyona karşı dirençle birlikte istenildiği alanlarda çok başarıyla uygulanabilir. Takım çeliği olarak da kullanılır. Uygulama alanı çok geniştir. Yapıları BCT ‘dir.

  1. Dubleks Paslanmaz Çelikler: 

Mikroyapılarında genelde eşit oranlarda ferrit ve östenit içeren bu çeliklerin korozyona karşı performansı

içerdikleri alaşımlara göre farklılık göstermektedir.  Dubleks paslanmaz çelikler östenitik paslanmaz çeliklere

göre daha yüksek bir mukavemete sahip olmakla birlikte, bölgesel korozyonlara karşı özellikle çekirdeklenme,

çatlak ve stres korozyonuna karşı östenitiklerden daha iyi bir dayanıma sahiptirler. Dubleks kaliteler de %19 –

28 arasında olan yüksek orandaki krom, %5 ‘e kadar bulunan molibden ve östenitiklere göre daha düşük

oranlarda olan nikel içerikleri sayesinde östenitiklere göre daha mukavemetlidirler. Dubleks paslanmaz çeliklerin

en önemli kısıtlayıcı özelliği yüksek sıcaklıklarda ve çok düşük sıcaklıklarda kırılganlaşmalarıdır. Özellikle 300 °C

‘nin üzerinde ve -50 °C ‘nin altında kısa bir süre dahi çalışılırsa, dubleks çelikler kırılganlaşır ve tekrar tavlama

ihtiyacı doğar. En yaygın olarak bilinen dubleks paslanmaz çelik kalitesi 2205 kalitedir.  Yapıları ferritik kısımları

için BCC, östenitik kısımları için FCC ‘dir.

 

  1. Çökelmeyle Sertleştirilmiş Paslanmaz Çelikler (PH):

“Yaşlandırmayla sertleştirilen paslanmaz çelikler” olarak da adlandırılan çökelmeyle sertleştirilmiş paslanmaz

çelikler, temelde krom ve nikel içerip, martensitik ve östenitik kalitelerin arasında, her ikisinin de özelliklerini

uygun bir şekilde yapısında birleştiren bir paslanmaz çelik türüdür.  Martensitik paslanmaz çelikler gibi ısıl

işlemle yüksek mukavemet kazanabildikleri gibi, östenitik kaliteler gibi de korozyon dayanımına sahiptirler.

Sertleştirme, bakır, alüminyum, titanyum, niobium ve molibden gibi alaşım elementlerinin bir veya birkaçının

ilavesiyle sağlanır. Bu grupta en yaygın olarak bilinen kalite 17-4 PH ‘dır. Bu kalite ayrıca 630 olarak da tanınır.

Adını %17 krom ve %4 nikel içeriğinden alan bu kalite, %4 bakır ve %0,3 niobium da içerir.

Paslanmaz Çeliğin Tarihi

Burada 17-4PH kalite 1040 ºC ‘de çözelti işlemine tabii tutulmuş, havada soğutulmuş ve 4 saat 495 ºC ‘de yaşlanmaya  bırakılıp havada soğutulmuş, menevişlenmiş martensitik  yapı görülmektedir. (100x) Burada 17-7PH kalite 1,5 saat  760 ºC ‘ye ısıtılmış, 15 ºC ‘ye havada soğutulup, 1,5 saat bekletip, 570 ºC ‘de 1,5 saat yaşlanmaya bırakılmış, martensitik matriks içindeki krom karbür ve ferrit adacıkları görülmektedir. (1000x)

Çökeltiyle sertleştirilmiş paslanmaz çeliklerin bir avantajı da, bu malzemelerin mekanik olarak çalışılmaya, işlenmeye hazır bir şekilde,  “işlem görmüş çözelti” şartlarında da temin edilebilmesidir. Mekanik işleme veya üretim sonrasında, çok basitçe bir düşük sıcaklık ısıl işlemi uygulanması yoluyla çeliğin mukavemeti istenildiği gibi artırılabilir. Bu işlem düşük sıcaklıkta yapıldığı için, üretilen veya uygulanılan malzemede sıcaklığa bağlı bozulmalar veya çarpıklıklar oluşmaz.
Çökelmeyle sertleştirilen paslanmaz çelikler üç alt guruba ayrılır: Martensitik PH, yarı-östenitik PH ve östenitik PH.
PH paslanmaz çelikler, alaşım oranına bağlı olmakla birlikte östenitik 304 kalite kadar korozyon direncine sahip olabilir. Tavlanmış şekilde korozyon dayanımı çok düşüktür. Bu nedenle ısıl işlemden önce kullanılmamalıdır. Yapıları da alt guruplarına göre BCT veya FCC veya her ikisi birden olabilir.

2018 Çelik yılı bu şekilde geçti

ÇELİK ÜRETİMİ

Türkiye’nin ham çelik üretimi, 2018 yılının Ekim ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre % 4,3 oranında azalışla 3.2 milyon ton, Ocak-Ekim döneminde ise % 0,8 artışla 31.3 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.

ÇELİK TÜKETİMİ

2018 yılının Ekim ayında, nihai mamul çelik tüketimi, 2017 yılının aynı ayına kıyasla % 45,7 azalışla, 1.9 milyon ton olarak gerçekleşirken, yılın ilk on ayı itibariyle de  %9,3 azalarak 27.3 milyon ton oldu.

DIŞ TİCARET

İhracat

Çelik ürünleri ihracatı Ekim ayı verilerine göre, miktarda % 60,5 gibi yüksek oranlı bir artışla 2.3 milyon ton, değerde ise % 51,2 artışla 1.7 milyar dolar oldu.

Ocak-Ekim döneminde ise 2017 yılının aynı dönemine nispetle ihracat miktar itibariyle % 16,4 artışla 17.4 milyon ton, değer itibariyle % 32,2 artışla 14.2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

İthalat

Ekim ayı ithalatı, 2017 yılının aynı ayına göre, miktar yönünden % 47,8 azalışla 867 bin ton, değerde % 30 azalışla 897 milyon dolar seviyesinde kaldı.

2018 yılının ilk on ayında ise ithalat, bir önceki yılın aynı dönemine göre, miktar yönünden % 5,1 azalışla 12.8 milyon ton, değer yönünden % 11,5 artışla 11.2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Dış Ticaret Dengesi

İlk 10 ayda ithalat % 5,1 azalırken, ihracatın % 16,4 artması sayesinde, 2017 yılının Ocak-Ekim döneminde % 107 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, bu yılın aynı döneminde % 126 seviyesine yükseldi.

DÜNYA ÇELİK ÜRETİMİ

Dünya Çelik Derneği (worldsteel) tarafından açıklanan 2018 yılı Ekim ayı verilerine göre, dünya ham çelik üretimi, geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla, % 5,8 artışla 156.6 milyon ton, yılın ilk on ayında ise % 4,7 artışla, 1.5 milyar ton seviyesinde gerçekleşti.

Çin, yılın ilk on ayında % 6,4 artışla tek başına, dünya çelik üretiminin % 52,2’sine tekabül eden 782.5 milyon ton ham çelik üretirken, diğer önemli çelik üreticilerinden Hindistan % 5,5 artışla 88.4 milyon ton, Japonya ise % 0,1 azalışla 87.2 milyon ton ham çelik üretti. Geçtiğimiz yılın son aylarından itibaren üretimini en fazla arttıran ülkeler arasında bulunan İran, yılın ilk on ayında % 19 oranında artışla 20.6 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirdi.

En büyük 10 çelik üreticisi arasında 8. sırada yer alan Türkiye, yılın ilk on ayında %0,8 oranında artışla 31.3 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirdi. Söz konusu dönemde, yakın takipçimiz olan Brezilya ise üretimini % 2,5 oranında arttırarak, 29.2 milyon ton ham çelik üretti.

DEĞERLENDİRME

Türk çelik sektöründe açıklanan 10 aylık veriler, iç tüketimin ciddi ölçüde daraldığını, buna bağlı olarak ithalattaki gerilemeye ve ihracattaki yüksek oranlı artışa rağmen, üretimin gerilediğini göstermektedir.

ABD ve AB’nin uygulamaya aktardığı koruma tedbirleri sonrasında, ihracatta elde edilen başarıda, kur avantajı yanında, belirli bölgelere sıkışmayan, esnek pazarlama politikasının etkili olduğu değerlendirilmektedir. Son haftalarda Çin’in ve komşumuz olan ülkelerin piyasalardaki yoğun baskısı, girdi maliyetleri ile nihai ürün fiyatları arasındaki marjların önemli ölçüde daralmasına yol açmıştır. Bu durumun üretimde düşüşe sebebiyet vererek önümüzdeki aylarda, ihracattaki artışın yavaşlamasına ve ithalatın yeniden artmasına yol açmasından endişe duyulmaktadır. Bu yönü ile, yurtiçi girdi tedarikine öncelik verecek politikaların uygulamaya aktarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Ocak-Ekim Döneminde Türkiye’nin Hurda İthalatı % 2.6 Arttı

Ocak-Ekim döneminde Türkiye’nin toplam hurda ithalatı, miktar açısından %2.6 oranında artışla 17.5 milyon tona, değer bakımından ise geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla, % 25.4 oranında yükselişle 6.1 milyar dolara yükseldi.

Yılın on aylık döneminde ABD’den yapılan hurda ithalatı % 8.4 oranında artışla, 2017 yılının aynı döneminde kaydedilen 3 milyon tondan 3.2 milyon ton seviyesine yükselirken, AB’den hurda ithalatı, % 0.5 oranında azalarak 10.5 milyon tondan 10.4 milyon tona düştü. BDT’den yapılan hurda ithalatı ise, geçtiğimiz yılın Ocak-Ekim dönemine kıyasla % 5.7 oranında artış göstererek 2.2 milyon tondan 2.4 milyon tona çıktı.

Söz konusu dönemde, Türkiye’nin toplam hurda ithalatı içerisinde % 60 pay ile AB, ilk sırada yer alırken, ardından % 18 pay ile ABD ve % 14 pay ile BDT geldi.

İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ

31 Aralık 2018 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 30642 (4. Mükerrer)
TEBLİĞ
Ticaret Bakanlığından:İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ

(TEBLİĞ NO: 2019/3)

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 2/3/2018 tarihli ve 30348 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2018/3) ile Çin Halk Cumhuriyeti ve Çin Tayvanı menşeli 7306.40.20.90.00 ve 7306.40.80.90.00 gümrük tarife istatistik pozisyonları altında yer alan “Diğerleri” ile 7306.61.10.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonu altında yer alan “Paslanmaz çelikten olanlar” ürünlerine yönelik başlatılan ve T.C. Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen nihai gözden geçirme soruşturmasının tamamlanması neticesinde alınan kararın yürürlüğe konulmasıdır.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) GTİP: Gümrük tarife istatistik pozisyonunu,

b) Kanun: 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanunu,

c) Kurul: İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunu,

ç) TGTC: İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelini,

ifade eder.

Karar

MADDE 4 – (1) Yürütülen soruşturma sonucunda, mevcut önlemlerin yürürlükten kalkması durumunda dampingin ve zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu saptanmıştır. T.C. Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülerek tamamlanan soruşturma sonucunda ulaşılan bilgi ve bulguları içeren Bilgilendirme Raporu Ek’te yer almaktadır.

(2) Bu çerçevede, soruşturma neticesinde ulaşılan tespitleri değerlendiren Kurulun kararı ve Ticaret Bakanının onayı ile 15/3/2013 tarihli ve 28588 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2013/4) vasıtasıyla yürürlükte olan dampinge karşı önlemlerin, Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi çerçevesinde aşağıdaki tabloda gösterilen biçimiyle uygulanmaya devam edilmesine karar verilmiştir.

Uygulama

MADDE 5 – (1) Gümrük idareleri, bu Tebliğin 4 üncü maddesinde GTİP’leri, eşya tanımları ve menşe ülkeleri belirtilen eşyaların, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, serbest dolaşıma giriş rejimi kapsamındaki ithalatında karşısında gösterilen tutarda dampinge karşı kesin önlemleri tahsil ederler.

(2) Bilgilendirme Raporunda soruşturma konusu ürün ve benzer ürün ile ilgili açıklamalar genel içerikli olup uygulamaya esas olan TGTC’de yer alan GTİP’ler ve bu Tebliğin 4 üncü maddesinde yer alan tablodaki eşya tanımlarıdır.

(3) Önleme tabi ürünlerin TGTC’de yer alan tarife pozisyonlarında yapılacak değişiklikler bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.

Yürürlük

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 7 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür.

Çelik Sektöründe İthalat Neden Teşvik Ediliyor ?

Türk çelik sektörü, 2012-2015 yılları arasında, son yılların en kötü dönemini geçirdi. Türkiye’nin çelik üretimi % 12.2, çelik ihracatı % 17.5 oranında gerilerken, çelik ürünleri ithalatı % 61.8 gibi olağanüstü bir oranda yükseldi. 2016 yılından itibaren, yaşanan tüm sıkıntılara rağmen, sektörde toparlanma belirtileri görülmeye başlandı. Ancak bu tarihten sonra, uygulanan politikaların, adeta sektörde başlayan iyileşmeyi frenleyici bir yaklaşım içerdiği gözlendi. Tüm beklentilere rağmen, sektörde başlayan toparlanmayı destekleyecek olan 2017 yılında, bazı çelik ürünlerinin ithalatında uygulanacak gümrük vergilerinde hiçbir artışa gidilmedi.

Son dönemde alınan kararların, Türkiye’nin üretebileceği ürünlerin ithalatını kolaylaştırıcı, üretemediği ürünlere yönelik yatırımları da zorlaştırıcı bir etki yarattığı gözlendi. Şubat ayında, yurtiçinde üretimi bulunan tellerin ithalatında 6.000 tonluk tarife kontenjanı açılarak, gümrük vergilerinden muaf ithalat imkânı sağlandı. Mayıs ayında, inşaat sektörü tarafından ortaya atılan birtakım  asılsız  iddialar neticesinde, inşaat demiri ithalatına uygulanmakta olan vergilerin % 30’dan % 10’a düşürüleceği, söz konusu gümrük vergisi % 30’dan %10’da düşürüldüğünde, Türkiye piyasasında geçerli inşaat demiri fiyatlarının da benzer marjlarda gerileyeceği yönündeki açıklamalar, ciddi rahatsızlık yarattı.

Türkiye gibi tükettiğinin 2 katı inşaat demiri üretimi ve 3 katı üretim kapasitesi bulunan bir ülkede, vergilerin fiyatların suni bir şekilde yüksek kalmasına imkân sağladığı iddiaları, hiçbir şekilde gerçeği yansıtmıyor. İddiaların ortaya atıldığı tarihlerde Türkiye piyasasındaki fiyatların, Çin de dahil olmak üzere, dünyanın en düşük seviyesinde bulunması, bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Esasen, 30 civarında ham çelikten üretim yapan kuruluşun, 50’den fazla haddecinin ve çok sayıda tüccarın faaliyet gösterdiği inşaat demiri piyasasında, fiyatların makûl seviyelerin üzerine çıkması mümkün bulunmuyor.

Hal böyle iken, gümrük vergilerinin indirilmesinin, bir yönüyle Türk çelik sektörünün sahipsiz olduğu, dolayısıyla Türkiye piyasasına kolaylıkla kalitesiz de olsa ürün satılabileceği yönünde kanaat oluşturduğu ve bu açıklamaların hemen arkasından, Haziran ayının ilk haftasında, Türkiye’nin değişik limanlarına Cezayir’in AFNOR standardına göre üretilmiş, her bir gemide 5.000 ton ile 20.000 ton arasında değişen, İtalya menşeli, TS 708 standardına uygun olmayan, sertifikasız, bir yıldan fazla bekletilmiş ve paslanmış inşaat demirinin indirildiği görülüyor. Yalnızca çelik sanayiini baltalamakla kalmayıp, aynı zamanda Dünyanın en büyük ikinci inşaat demiri ihracatçısı olan ve deprem bölgesinde bulunması nedeniyle, belirli standartlarda inşaat demiri kullanma yükümlülüğünün bulunduğu Ülkemizde, tüketicilerin güvenliğini de göz ardı eden bu ve benzeri durumların önlenmesi gerekiyor.

Her ne kadar bu konuda devletin ilgili birimleri aktif bir tavır sergilediler ise de, bazı bölgelerde sözkonusu ürünlerin piyasaya girdiği ve inşaat firmalarına satıldığı anlaşılıyor.  Bu gelişmelerden ders alınacağı ve hiç olmazsa bundan sonrası için ithalatı arttırıcı yaklaşımlar konusunda daha dikkatli olunacağı beklenirken, Temmuz ayının başında, % 25 oranında İlave Gümrük Vergisi uygulanmakta olan alaşımsız tellerde, sözkonusu ürünlerin toplam ithalatının % 60 oranındaki kısmına tekabül eden bölümün vergilerinin %5’e indirilmesi ve alaşımlı çubuklarda da bazı GTİP’ler için vergi muafiyeti getirilmesi, yurtiçi üretimi göz ardı eden ve ithalatı cazip hale getiren bir uygulama olarak görülüyor. Yayımlanan sözkonusu tebliğ ile, önümüzdeki dönemde muafiyet sağlanan ürünlerde, ithalatın hızlı bir şekilde artması bekleniyor. Anılan tebliğin, yurtiçi kapasitelerin daha düşük oranda kullanılması ve yeni kapasitelerin oluşmasının engellenmesi yönünde tesir icra edeceği ve sektörü olumsuz yönde etkileyeceği değerlendiriliyor.

Bu arada, Ekonomi Bakanlığı tarafından yıl sonu itibariyle, 5 yeni ülke ile Serbest Ticaret Anlaşmasının  yürürlüğe gireceğinin ve bu ülkeler içinde, en çok çelik ürünleri ithalatı yaptığımız Ukrayna’nın da yer aldığının açıklanması, endişeleri arttırmış bulunuyor. Ürettiği çeliğin yalnızca % 15 oranındaki kısmını tüketen Ukrayna’nın, ihracata tahsis ettiği % 85’lik dilimin önemli bir kısmını Türkiye’ye yönlendirmesi ihtimali, çelik sektörümüz açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Orta gelir tuzağını aşamadığı, istihdam konusunda ciddi sorunlar yaşadığı, sadece Mayıs ayında 2.2 milyar dolar dış ticaret açığı verdiği, toplam ithalatın % 50 civarındaki kısmının Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yapıldığı bir ortamda, ithalatı daha fazla teşvik edecek adımların atılmasının arkasındaki gerekçeler anlaşılamıyor.

Tüm dünyada, son yıllarda çelik ithalatına karşı son derece sert tedbirler alınıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ve çelikte dünyanın en büyük 4. üreticisi konumunda bulunan ABD, ulusal güvenliği gerekçe göstererek, tüm çelik ithalatını sınırlandırmaya yönelik yoğun bir gayret gösteriyor. Hâl böyle iken, Ülkemizde hangi amaca dayalı olduğu anlaşılmayan bir yaklaşımla, zaten yurtiçi çelik tüketiminde %50 civarında paya sahip olan ithal çelik ürünlerinin, daha fazla ithal edilmesine imkân sağlayacak adımların atılması yadırganıyor.

Ekonomiden sorumlu kurumlarımızın, katma değerin Ülkemiz içerisinde kalmasını sağlayacak şekilde, sanayi kuruluşlarımızın kullandıkları girdiyi öncelikle yurtiçinden tedarik edecekleri bir yapının oluşturulmasını mümkün kılacak tedbirleri uygulamaya aktarması, Türk ekonomisinin daha yüksek oranlarda büyümesinin sağlanması ve orta gelir tuzağının aşılması bakımından hayati önem taşıyor.

(Türkiye Çelik Üreticileri Derneği)

 

Ocak-Kasım Döneminde Türkiye’nin Ham Çelik Üretimi % 0.5 Arttı

Türkiye’nin ham çelik üretimi, Kasım ayında 2017 yılının aynı ayına kıyasla %2.1, Ekim ayına kıyasla ise % 0.7 oranında azalışla 3.1 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Kasım ayında elektrik ark ocaklı tesislerin üretimi, geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla %4.7 azalırken, entegre tesislerin üretimleri % 4.3 arttı.

Türkiye Ham Çelik Üretimi (‘000 ton)
2017-11 ay 2018-11 ay % değişim 18/17
Kütük 23.549 22.889 -2,8
Slab 10.706 11.540 7,8
TOPLAM 34.256 34.429 0,5
EO 23.698 23.922 0,9
BOF 10.557 10.507 -0,5

 

Ocak-Kasım döneminde ham çelik üretimi % 0.5 oranında artışla, geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki 34.3 milyon tondan 34.4 milyon tona yükseldi. Yılın on bir aylık döneminde, elektrik ark ocaklı tesisler % 0.9 oranında artışla 23.9 milyon ton; entegre tesisler ise, % 0.5 azalışla 10.5 milyon ton ham çelik üretimi yaptı.

Ocak-Kasım döneminde Türkiye’nin kütük üretimi, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla % 2.8 oranında azalışla, 22.9 milyon tona inerken, slab üretimi, %7.8 artışla 11.5 milyon ton seviyesine yükseldi.

Fas’a yapılan Filmaşin ve İnşaat Demiri İhracatı Hakkında

Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü’nun ihracatci birliklerine gonderdigi yazıda, Fas Sanayi Yatırım Ticaret ve Sayısal Ekonomi Bakanlığı tarafından “Filmaşin ve İnşaat Demiri (Fas gümrük tarife cetveline göre 7213.91.90.00 filmaşin, 7214.20.90.00 ve 7214.99.91.00 inşaat demiri)” ithalatına karşı uygulanmakta olan kota ve kotayı aşan miktar için ilave vergi şeklindeki korunma önleminin uzatılmasına yönelik olarak 13.08.2018 tarihinde başlatılan gözden geçirme soruşturması sonucunda korunma önleminin 3 yıl uzatılmasına karar verilerek sonuçlandırıldığı bildirilmiştir.

Yazıda devamla, anılan ürünlerin ithalatında Fas tarafından filmaşin için önlemin yürürlüğe gireceği 01.01.2019 tarihinden itibaren miktar artırımı yapılmaksızın önlem süresince yıllık 146.410 ton, inşaat demiri için ise 01.01.2019-31.12.2019 döneminde 96.631 ton, 01.01.2020-31.12.2020 döneminde 106.204 ton ve 01.01.2021-31.12.2021 döneminde 116.923 ton kota ayrıldığı belirtilmiş olup, bahse konu miktarların aşılması halinde 0,55 DHM/kg ek vergi uygulanacağı iletilmiştir.

Bu kapsamda, anılan kota miktarlarından azami faydanın sağlanabilmesi amacıyla Fas’a ihracat yapan firmalarımızın Faslı ithalatçılarla iletişime geçmelerinde fayda görülmektedir denmektedir..

Paslanmaz Çeliklerin Üstünlükleri

Paslanmaz çeliklerin tercih sebepleri; korozyon dayanımı, yüksek ve düşük sıcaklıklara dayanım, imalat kolaylığı, mekanik dayanım, görünüm, hijyenik özellik ve uzun ömür başlıkları ile sıralanabilir.

İmalat Kolaylığı:

Paslanmaz çeliklerin hemen hepsi kesme, kaynak, sıcak ve soğuk şekillendirme ve talaşlı imalat işlemleri ile kolaylıkla biçimlendirilebilirler

Mekanik Dayanım:

Paslanmaz çeliklerin büyük çoğunluğu soğuk şekillendirme ile pekleşir ve dayanımın artması sayesinde tasarımlarda malzeme kalınlıkları azaltılarak parça ağırlığı ve fiyatta önemli düşüşler sağlanabilir. Bazı türlerde ise ısıl işlemler ile malzemeye çok yüksek bir dayanım kazandırmak mümkündür

Yüksek ve Düşük Sıcaklıklar:

Bazı paslanmaz çelik türlerinde, yüksek sıcaklıklarda dahi tufallenme ve malzemenin mekanik dayanımında önemli bir düşme görülmez. Bazı türleri ise çok düşük sıcaklıklarda dahi gevrekleşmezler ve tokluklarını korurlar

Korozyon Dayanımı:

Bütün paslanmaz çeliklerin korozyon dayanımı yüksektir. Düşük alaşımlı türleri atmosferik korozyona, yüksek alaşımlı 9 türleri ise asit, alkali çözeltiler ile klorür içeren ortamlara dahi dayanıklıdır. Ayrıca yüksek sıcaklık ve basınçlarda da kullanılabilir.

Görünüm:

Paslanmaz çelikler çok farklı yüzey kalitelerinde temin edilebilirler. Bu yüzeylerin görünümü, kalitesi ve bakımı kolay olduğundan kolaylıkla uzun süreler korunabilir

Hijyenik Özellik:

Paslanmaz çeliklerin kolay temizlenebilir olması, bu malzemelerin hastane, mutfak, gıda ve ilaç sanayinde yaygın olarak kullanılmasını sağlar.

Uzun Ömür:

Paslanmaz çelikler dayanıklı ve bakımı kolay malzemeler olduklarından, üretilen parçanın tüm kullanım ömrü dikkate alındığında ekonomik malzemelerdir